Sadık müşteri
mi? Karlı müşteri mi?
Toplam kalite yönetiminin ülkemizde yaygınlaşmasıyla
birlikte, müşteri sadakatinin ölçülmesi ve geliştirilmesi de
önem kazanmaya başladı. Gerçekten de çeşitli çalışmalar
eldeki müşteriyi tutmanın, yeni müşteri kazanmaya göre çok
daha verimli olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak, sadık
müşterilerin daha karlı müşteri olduğu varsayımı her zaman
geçerli olmuyor. Bu nedenle, müşteri karlılığı analizlerinin
yapılması ve karlı müşterileri cezp edecek politikaların
uygulanması şirket başarısını önemli ölçüde artırabiliyor.
Bugünlerde moda olan müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)
kavramını uygulamaya alırken, müşteri karlılığı kavramını
gözardı edilmemeli.
Müşteri
ilişkilerinin iyileştirilmesi her şirket için vazgeçilmez
başarı unsurlarından. Ancak, çoğu şirket müşteri karlılığı
konusunda yeterince bilgi sahibi değil. Dolayısıyla, müşteri
ilişkileri yönetimi çalışmaları (“customer relationship
management” CRM) müşterinin karlılığından bağımsız olarak,
sadece ilişkinin iyileştirilmesi üzerine odaklanıyor ve çoğu
kez karlı müşterilere odaklanmayı sağlayamıyor.
Elbette ki,
müşteriler ile ilişkinin iyileştirilmesi önemli. Ancak,
müşteriler arasında firmaya sağladıkları karlılık açısından
bir ayırım yapamamak, karlı müşterileri kaçırmaya yol
açabilir.
Sadece müşteri
sadakatine odaklanmak karlılık açısından yeterli iyileştirme
sağlamaz. Bunun birkaç sebebi var. Öncelikle, sadık
müşteriye hizmet etmek daha az maliyetli olmayabilir. Uzun
zamandır aynı firmanın müşterisi olanlar, genelde daha özel
hizmet istiyorlar. Bu durum özellikle yan sanayi – ana
sanayi ilişkilerinde öne çıkıyor. Firmalar genellikle sadık
müşterileri için yaptıkları özel yatırımların maliyetlerini
o müşteri ile yaptıkları işin fiyatına yansıtamıyorlar.
Dolayısıyla, bu tip yatırımların yeni müşteri edinme
yatırımlarında daha büyük olduğu durumlarda, sadık
müşteriler karsız müşteri konumuna girebiliyor.
Ayrıca, sadık
müşteriler firmanın maliyetleri ve kendilerinin o firma için
önemli olduğunu anladıklarında bunu fiyat pazarlıklarına
yansıtarak firmanın karlılığını düşürebiliyorlar. Birçok
firma sadık müşteri tanımını müşterinin alış veriş sıklığı
ile ölçüyor. Ancak, çoğu kez sıklık kadar mevsimsellik de
önemli olabilir. Örneğin, senenin ilk altı ayında pek alım
yapmayan bir müşteriye yeterince ilgi gösterilmemesi,
alımlarını tarımsal ürününü sattıktan sonraya bırakan bir
çiftçiyi firmadan uzaklaştırabilir. Dolayısıyla, sadece
basit alış veriş sıklığı gibi ölçülere dayanan müşteri
ilişkileri sistemleri yarardan çok zarar da getirebilir.
Birçok firma
müşteri seçimini müşterinin karlılığına değil, müşterinin
alım miktarına bağlı olarak yapıyor. Bu durum özellikle
lojistik maliyetlerini fiyatlara yansıtmayan firmalar için
önemli karlılık kaybına yol açabiliyor. Unutulmamalı ki,
büyük alım yapanlar, aldıkları malı ve alternatiflerini daha
iyi tanıyanlar olduklar için sizden en az kar marjı olan
ürünleri alıyor olabilirler.
Dolayısıyla,
öncelikli iş müşterilerin karlılık analizlerini doğru
yapmaktır. Bu konudaki deneyimlerimiz, müşteri karlılığının
nadiren doğru hesaplandığını gösteriyor. Müşteri karlılığını
doğru hesapladıktan sonra müşteri ilişkileri iyileştirme
çalışmalarının doğru müşterilere, yani karlı müşterilere,
odaklanmasını sağlamak gerekiyor. Bunlar sadık, yani uzun
zamandır sizden alım yapan, müşteriler olabileceği gibi
geçici müşteriler de olabilir.
Üzerinde durulması
gereken bir başka konu da kar getirmeyen sadık müşterilerin
nasıl karlı hale getirilebileceği veya bu mümkün olamıyorsa,
onların nasıl bırakılabileceği konusudur. Birçok firma sadık
müşterilerini bırakma kararını veremediği için zor duruma
düşebiliyor.
Özetle, müşteri
ilişkilerini iyileştirmek her firma için çok önemli. Ancak,
öncelik, her müşterinin değil, karlı müşterinin sadakatini
artırmak olmalı.
|